Viyana’da Bir Gün

Viyana’ya ilk kez noel zamanı ablamla gitmiştim ve daha çok gezme şansım olmuştu. Bu senede Polonya’dan Bratislava için arkadaşım ile çıktığım gezinin bir gününü Viyana’ya ayırdık ve 2. kez görme şansım oldu. Bratislava’dan Viyana otobüs ile 1,5 saat ve fiyatları çok uygun. Yaklaşık 9 saatimiz olduğu için çoğunlukla yürüyerek olmak üzere yakın yerleri listeleyerek çıktım.


12:45 de Stadioncenter otobüs terminaline vardık ve gezimiz başladı. Hemen yakınında metro istasyonu bulunuyor. Bunun için makinelerden 24 saatlik şehir içi ulaşım biletlerinden satın aldık. Fiyatı 8€, binmeden okutmayı unutmayın. Bilet için;  https://www.wien.info/en/travel-info/transport/ticketsMetro ve tramvay kullanarak ilk olarak Belvedere Sarayı vardık.

  • Viyana’nın görülmesi gereken 3 sarayı var; Schönbrunn, Belvedere ve Hofburg Sarayı. Kısıtlı zaman nedeniyle Schönbrunn Sarayı’nı es geçtik. Çünkü hem merkezden çok uzak hemde ben ilk gelişimde görmüştüm(biraz bencillik içerir:)) .
  • Saray, Aşağı ve Yukarı Belvedere Sarayı olarak ikiye ayrılıyor. Aralarında ve çevresinde uzun, güzel bir bahçe bulunuyor.
  • 1668 yılında Prens Eugen emri ile yapımına başlanmış ve Prens’in evi olarak tasarlanmış. Mimar Johann Lucas von Hildebrandt tarafından 1745 yılında tamamlanmış.
  • Yapılar barok tarzında ve bugün müze olarak kullanılıyor.
  • Asıl önemli, tarihi ve kalıcı eserler Yukarı Belvedere Sarayı’nda bulunuyor. Bu sarayın en önemli yanı ise 15 Mayıs 1955’de 2. Dünya Savaşı sırasında Avusturya’nın özgürlüğüne kavuştuğu anlaşmanın burada imzalanmış olması.

Burada yağmura yakalandığımız için hızlıca geldiğimiz taraftan tramvay ile Huındertwasser Evi‘ne doğru gittik. Buraya ilk Viyana ziyaretimde gelmemiştim, bu geldiğimde de dinmeyen yağmur ve aptallığım nedeniyle sadece bir tarafını görüp ayrıldık:)) Gideceklere uyarı; siz önünde bulunan çeşmeye bakmadan, hemen altında bulunan hediyelik eşya satan dükkanlara ve tuvaletlerine girmeden gitmeyin 🙂

  • Tasarımı (daha çok işin sanat yönü) Avusturyalı sanatçı Friedensreich Hundertwasser, mimarı ise Joseph Krawina olan apartman, 1983-1985 yılları arasında tamamlanmış ve 1986 da oturacaklara teslim edilmiş.
  • Apartmanda 52 daire, 4 ofis bulunuyor ve 250 adet ağaç ile terasları yeşillendirilmiş.
  • Binanın hiçbir yerinde düz öğe kullanılmamış.
  • Hundertwasser tasarımı karşılığında para almamış.

Daha sonraki durağımız büyük ve bir çok ülkenin mutfağını barındıran pazar Naschmarkt idi ancak yağmur nedeniyle burayı da es geçtik. Hava güzelse mutlaka uğrayın bence. Bunun yerine Karl Kilisesi‘ne gittik.

  • Kilise fotoğraflarından çok ilgimi çekmemişti. Ancak oldukça görkemli bir yapı.
  • Barok tarzda inşa edimiş ve 1737 yılından günümüze ulaşmış bir kilise.
  • Tasarımında Yunan ve Roma unsurları kullanılmış. Girişin iki yanında bulunan sarmal sütun Trajan sütunundan esinlenilmiş.
  • İmparator VI. Karl’ın ettiği bir duanın kabul olmasından sonra şükran duygusu ile bu kilisenin yapılmasını emretmiş. Ancak ismi 16. yüzyılda yaşamış başpiskopos Karl Borromaeus’dan geliyormuş.
  • Cuma veya Cumartesi günü giderseniz klasik müzik konserine katılabilirsiniz.

Burayı da gördükten sonra yürüyerek 10 dakikada Viyana Devlet Opera binasına vardık.

  • Burada opera dinleyebilir ya da bizim gibi sadece mimarisine bakıp geçebilirsiniz. Her gösteriden önce binanın yanında kurulan standlardan 4 euro karşılığında bilet satın alabilirsiniz. Ancak biletler sınırlı sayıda ve gösteriden 80 dk önce başlıyor.
  • Neo-rönesans stilinde ve 1869 yılında açılmış. 2. Dünya Savaşı sırasında bombalanmış ancak aynı şekilde inşa edilmiş.

Burdan sonra gittiğimiz yerlerin hepsi yürüme mesafesinde 5 ve 15 dakika arası yürüyerek ulaşılıyor.

Albertina Müzesi

  • İlk geldiğimde içini görme imkanım olmuştu. 3 bölümden oluşuyor ve Leonardo da Vinci, Rembrandt, Michelangelo gibi ünlü sanatçıların tabloları bulunuyor. Bence birazcık sanata ilgisi olanların görmesi gerekiyor.
  • Ancak zamanı olmayanlar merdivenlerden çıkıp mimarisine yakından bakabilir ve etrafında bulunan opera binası gibi önemli yapıları buradan görebilir.

Buradan sonra birbirine yakın bu yapıları geri dönüp gezmek üzere hızlıca şnitzeli ile ünlü Figlmüller restoranına doğru gittik. Çünkü hem çok acıktık hemde burası için daha önceden randevu almıştım. Figlmüller’in birbirine yakın iki şubesi var. Ancak ilk açılmış, tarihi restoranında neredeyse hiç yer bulunmuyor. Diğerine eğer zamanınız varsa 15-20 dakika bekleyerek girebilirsiniz. Şnitzeller gerçekten doyurucu ve leziz, bence mutlaka gidin. Tavuk şnitzel 15€, patates salatası 5€ olarak hatırlıyorum.

Randevu için; https://www.figlmueller.at/en/welcome.html

Daha sonra ünlü Demel pastanesinde tatlı yemeyi planlamıştık ama karnımız tok olunca gezmeye devam ettik.

Yemekten sonra 5 dakikada Aziz Stephan Katedrali‘ne (Saint Stephen’s Cathedral) gittik. Yerel adı ‘Stephansdom’ olan katedral 12. yüzyıldan kalma ve günümüzde Viyana Başpiskoposu’nun ikametgahı olarak hizmet ediyormuş. Gotik tarzda olan katedrale giriş ücretsiz ama  kulelere-343 basamaklı- çıkmak isterseniz 4.50€ ödemeniz gerekiyor.

Hemen yakınınıda Haas-House‘u göreceksiniz. 1990’da Avusturyalı mimar Hans Hollein tarafından postmodern tarzda inşa edilmiş. Tarz olarak Katedral ile epey zıtlık oluşturuyorlar. Katedrali arkanıza alıp Haas House yanından yürüdüğünüz yol GrabenCaddesi ve Viyana Veba Sütunu bulunuyor. 1679’da tüm şehri saran veba salgını nedeniyle I. Leopald şehri terk etmiş, veba salgını sona erdiğinde ise bu anıtı yaptırtmış. Graben Caddesi özellikle noel zamanı çok görkemli.

c704e735-7b43-4e72-ba79-dfa8534b8d6c
Noel zamanı Graben Caddesi-İlk ziyaretimden

Bu cadde üzerinden ilerlediğinizde St. Peter Kilisesi sağınızda kalacak. Barok stilinde ve 18. yüzyıldan kalma bir kilise. Önünde hep at arabaları bulunuyor. Buradan sonra, 5 dakikak yürüme mesafesinde bulunan Michaelerplatz‘a gidiyoruz. Bu meydanın da önünde çoğunlukla at arabaları bulunuyor. Meydandan geçip Hofburg İmparatorluk Sarayı‘na geçiyoruz. 13. yüzyıla dayanan yapımı 16. ve 18. yüzyıllarda genişletilmiş. İçinde Sisi Müzesi, Gümüş koleksiyonlar ve İmparatorluk evleri bulunuyor. Burayı da geçince karşılıklı duran Viyana Sanat Tarihi Müzesi ve Ulusal Tarih Müzesi, biraz ilerisinde de Museumsquartier adındaki kültür merkezi bulunuyor. Ulusal Tarih Müzesi’nin bulunduğu caddeden yürüyünce sırasıyla Avusturya Parlamento Binası, Avusturya Ulusal Tiyatro, Tiyatro binasının karşısında RathausparkViyana Belediye Binası ve Votiv Kilisesi bulunuyor.

Zaman sorunu olmayanlar;

Kuruluşu 1786’ya dayanan Demel’de apfelstrudel ve sachertorte tatlılarını yiyebilir,

Viyana Opera Binası’nda bir opera dinletisine katılabilir,

Albertina Müzesi’ni, Schönbrunn Sarayı’nı ziyaret edebilir.

Bunlar dışında Hawelka, Central, Mozart, Sacher Wien kafelerinde oturabilirsiniz.

One thought on “Viyana’da Bir Gün”

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s